←Günlüğe dön

FELSEFE & YAPAY ZEKÂ / 7 dk okuma

Yapay zekâ çağında insanın değeri: İoanna Kuçuradi’nin ardından

Daha güçlü sistemler geliştirirken nasıl bir insan yaşamını mümkün kılmak istiyoruz? Kuçuradi’nin düşüncesinden hareketle insan–AI iş birliği, etik ve sorumluluk üzerine.

FELSEFE & YAPAY ZEKÂİnsanın değerini düşünmek.İoanna Kuçuradi1936 — 2026
İoanna Kuçuradi, elinde çiçeklerle.
İoanna Kuçuradi · Felsefeci ve insan hakları düşünürüGörsel kaynağı: Maltepe Üniversitesi

İoanna Kuçuradi’yi 2 Ekim 2026’da kaybettik. Onun ardından, düşüncelerini yalnızca geçmişe ait bir miras olarak anmak yerine, önümüzde duran sorularla birlikte düşünmek istiyorum. UNESCO Türkiye

Yapay zekâyla çalışan biri olarak benim için bu soruların başında şu geliyor: Daha güçlü sistemler geliştirirken nasıl bir insan yaşamını mümkün kılmak istiyoruz?

Daha hızlı üretmek, daha isabetli tahminlerde bulunmak, daha çok işi otomatikleştirmek… Bunların her biri önemli olabilir. Fakat hiçbiri, tek başına, neden böyle bir gelecek kurmamız gerektiğini açıklamıyor. Yapabildiklerimizin artmasıyla, yapılması değerli olanı daha iyi ayırt etmemiz aynı şey değil.

Kuçuradi, Şubat 2026’da yayımlanan bir söyleşisinde, yapay zekâdan korkup korkmamamız gerektiği sorusuna şöyle karşılık vermişti:

“Yapay zekâdan değil de kendimizden korkmalıyız.” Cumhuriyet

Aynı söyleşide teknolojik gelişmelerin değer korumak için de değer harcamak için de kullanılabileceğini vurguluyor, araçları amaç haline getirmemeye dikkat çekiyordu. Ben bu yaklaşımı, teknolojik riskleri küçümsemek için değil, kendi sorumluluğumuzu teknolojinin arkasına saklamamak için önemli buluyorum. Cumhuriyet

Bu yazı, Kuçuradi adına bir yapay zekâ öğretisi kurma girişimi değil. Onun insan, değer, etik ve insan hakları üzerine düşüncelerinden hareketle, insan–AI iş birliğinin nasıl kurulabileceğine ilişkin bir düşünme denemesi.

İnsanın değeri bir performans puanı değildir

Yapay zekânın geleceğini tartışırken kolayca bir yarış anlatısına kapılabiliyoruz: İnsan mı daha iyi yazacak, makine mi? Kim daha hızlı öğrenecek? Kim daha yaratıcı olacak?

Oysa insanın değerini bu yarışın sonucuna bağlamak, daha başlangıçta yanlış bir ölçüt seçmek olabilir.

Kuçuradi’nin yaklaşımında insanın değeri, tür olarak sahip olduğu yapısal olanaklarla ilişkilidir. Bilgi üretmek, bilim ve sanat yapmak, değerli ilişkiler kurmak gibi başarılar bu olanakların gerçekleşmeleridir. Burada söz konusu olan, her bireyin başarılarını toplayarak elde ettiğimiz bir performans puanı değildir. DergiPark

Bu ayrımı AI çağında şöyle okuyorum: Bir sistemin belirli bir işi bizden daha iyi yapması, o işi yapan insanın daha az değerli hale geldiği anlamına gelmez. İnsan haklarına sahip olmak; ekonomik faydayı, üstün zekâyı veya kesintisiz üretkenliği kanıtlama koşuluna bağlanamaz.

Bir çocuğun, çalışamayan bir insanın ya da yeni bir teknolojinin hızına yetişemeyen birinin insan olarak korunması gereken olanakları, rekabet gücünden bağımsız ele alınmalıdır.

İnsanı korumanın gerekçesi, makinelerin henüz yapamadığı bir şeyi yapabiliyor olması değildir.

Bununla birlikte, insanın değerini korumak bütün insan eylemlerini eşdeğer saymak da değildir. Kuçuradi’nin değer yaklaşımı, değerlendirmeler arasındaki farklılığı kabul ederken bundan bütün değerlendirmelerin aynı ölçüde doğru olduğu sonucunu çıkarmamaya çalışır. İnsanları hakları bakımından eşit görmekle, yaptıkları her şeyi etik açıdan eşdeğer görmek birbirine karıştırılmamalıdır. Türkiye Felsefe Kurumu

Etik bilgi, hazır kurallardan fazlasıdır

Kuçuradi’nin düşüncesinde etik, insanların nasıl davranması gerektiğini söyleyen hazır bir kurallar listesinden ibaret değildir. İnsanların başkalarıyla ve kendileriyle ilişkilerinde ortaya çıkan değer sorunlarını araştıran bir bilgi alanıdır. Bu nedenle etik üzerine konuşmakla, etik bilgiye dayanarak değerlendirme yapmak arasında önemli bir mesafe vardır. Türkiye Felsefe Kurumu

Bu mesafe, yapay zekâ tasarımında da karşımıza çıkabilir.

Bir işe alım sistemi düşünelim. Geçmişte işe alınmış kişilerin özelliklerini inceleyerek yeni adayları sıralıyor olsun. Böyle bir sistemin geçmiş tercihleri başarılı biçimde yeniden üretmesi, o tercihlerin doğru olduğunu göstermez. Geçmişte kimlerin dışarıda bırakıldığı ve bunun nedenleri ayrıca sorgulanmalıdır.

Kuçuradi’nin değer atfetme, değer biçme ve doğru değerlendirme ayrımları burada yol göstericidir: Bir şeyi kendimizle ilişkisi nedeniyle önemli bulmak, onu hazır değer yargılarına göre değerlendirmek ve o şeyin kendisini anlamaya çalışarak değerini ortaya koymak aynı işlem değildir. DergiPark

Bu ayrımdan hareketle AI’a yöneltebileceğimiz soru yalnızca “Geçmiş verilerde hangi örüntü var?” olmamalı. “Bu örüntü neyi temsil ediyor, hangi koşullarda oluştu ve onu yeniden uyguladığımızda kimin hangi olanakları etkilenecek?” diye de sormalıyız.

Burada somut duruma bakmak, ölçütsüzlük anlamına gelmez. Her olayın koşullarını araştırmakla, herkesin tercihinin kendiliğinden doğru sayılması farklı şeylerdir. Benim çıkardığım sonuç şu: Bağlamı dikkate almak, etik değerlendirmeden vazgeçmek değil; onu gerçekten yapabilmenin koşullarından biridir.

Doğru bilgiyle ne yaptığımız

Kuçuradi, dijitalleşme üzerine 2021 tarihli bir söyleşisinde, ortaya konan enformasyon doğru olduğunda bile onun nasıl kullanıldığının ayrıca ele alınması gerektiğini vurgular. Bu, yapay zekâ konusunda üzerinde durmaya değer bir ayrımdır: Bilginin doğruluğu ile o bilgiye dayanılarak yapılanın etik değeri aynı soru değildir. DergiPark

Örneğin bir sistemin, bir kişinin hangi mesajla daha kolay ikna edilebileceğini doğru tahmin ettiğini varsayalım. Bu doğruluk, o kişinin zayıflıklarından yararlanmayı haklı çıkarmaz. Aynı bilgi, kişinin bir seçeneği daha iyi anlamasına yardımcı olmak için de onu farkında olmadan yönlendirmek için de kullanılabilir.

Bu yüzden insan–AI iş birliğini yalnızca daha fazla veri toplamak veya daha isabetli tahmin üretmek üzerinden tanımlamayı yetersiz buluyorum.

Daha anlamlı bir iş birliği, kararın dayandığı bilgileri görünür kılmalı; eksik olanı, belirsizliği ve gözden kaçırılan kişileri fark etmemize yardımcı olmalı. Bizi yalnızca istediğimiz sonuca daha hızlı ulaştırmamalı; istediğimiz sonucun kendisini de sorgulayabilmemize alan açmalı.

Bir yöneticiye maliyeti düşürmenin yollarını sıralayan sistem yararlı olabilir. Fakat önerilen tasarrufun hangi insanlara ne yük getirdiğini görünmez kılıyorsa, kararın en önemli boyutlarından birini dışarıda bırakıyor olabilir.

İyi bir bilişsel destek, yalnızca cevabı hızlandıran değil, soruyu da iyileştiren destektir.

İnsan onayı, insan sorumluluğu

Buradan “Son kararı bir insan versin, mesele çözülsün” sonucunu çıkarmıyorum.

Bir insanın ekrandaki öneriyi onaylaması, onu gerçekten değerlendirdiği anlamına gelmeyebilir. Önerinin dayanağını göremiyorsa, itiraz edecek zamanı yoksa veya sistemin dışına çıkma yetkisi bulunmuyorsa, insanın varlığı yalnızca biçimsel kalabilir.

Benim önerdiğim iş birliğinde insanın rolü bir onay düğmesine indirgenmemeli. Kişi, kararın gerekçesini inceleyebilmeli, yanlış varsayımlara karşı çıkabilmeli ve gerektiğinde kararı değiştirebilmeli.

Üstelik sorumluluk yalnızca sistemi kullanan son kişiye bırakılmamalı. Hedefi belirleyenler, veriyi seçenler, sistemi geliştirenler ve onu kurumun işleyişine yerleştirenler de kendi seçimlerini açıklamakla yükümlü olacak biçimde bir düzen kurmalı.

Bu, her küçük işlemin insan onayına bağlanması gerektiği anlamına gelmiyor. Benim için ayrım, otomasyonun varlığı ile yokluğu arasında değil; insanların yaşamını etkileyen sonuçların görülebildiği, sorgulanabildiği ve düzeltilebildiği bir düzen ile bunların görünmez kaldığı bir düzen arasında.

İnsan–AI iş birliğinden söz ederken de AI’ı kendiliğinden insan benzeri bir ahlaki özne varsaymıyorum. Kuçuradi’nin yapay zekâ dilindeki insanlaştırmaya ilişkin uyarısını dikkate alarak, öncelikle insanların bu sistemlerle ne yaptığını ve birbirleriyle ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Cumhuriyet

Öğrenmek, cevabı almaktan fazlasıdır

Bir eğitim uygulamasını iki farklı biçimde tasarlayabileceğimizi düşünelim.

İlkinde öğrenci soruyu sorar ve çözümü alır. İkincisinde uygulama öğrencinin nerede zorlandığını anlamasına yardımcı olur, farklı yollar gösterir ve kendi gerekçesini kurmasını ister.

İkisinin de uygun olduğu durumlar bulunabilir. Ama yalnızca sorunun ne kadar hızlı tamamlandığını ölçersek, öğrencinin ne öğrendiğini gözden kaçırabiliriz.

Kuçuradi, çocukların yalnızca bilgisel yeteneklerinin değil, etik yeteneklerinin de geliştirilmesine ihtiyaç olduğunu söyler; etik değerler ve insan hakları eğitiminin önemini vurgular. Buradan hareketle, AI ile öğrenmenin amacını da yalnızca doğru cevaba erişmekle sınırlamamak gerektiğini düşünüyorum. DergiPark

Aynı soru çalışma yaşamına da taşınabilir. Otomasyonla kazanılan zaman, insanın daha fazla iş yüklenmesine mi hizmet edecek; yoksa öğrenmesine, üretirken düşünmesine, başkalarıyla daha nitelikli ilişkiler kurmasına mı alan açacak?

Bunlar teknolojinin tek başına cevaplayacağı sorular değil. Tasarım ve yönetim tercihlerimiz.

Bu nedenle bir AI sistemini değerlendirirken çıktı miktarının yanına şu soruyu koymayı öneriyorum: Bu sistemle çalışan insanlar neyi daha iyi yapabilir, anlayabilir ve değerlendirebilir hale geliyor?

Başarıyı insanın olanaklarıyla ölçmek

Kuçuradi’nin insan hakları yaklaşımı, insanın değerinin bilgisine dayanır. İnsan hakları burada yalnızca belgelerde sıralanan ifadeler değil, insanın olanaklarının korunmasına ilişkin etik talepler olarak düşünülür. Türkiye Felsefe Kurumu

AI tasarımına taşıdığımda bu yaklaşım, başarı ölçütünü değiştirmemi gerektiriyor.

Bir sistemin yalnızca onu satın alan kurum için yararlı olması yeterli olmamalı. Sistemden etkilenen, fakat tasarım masasında bulunmayan kişilerin durumu da değerlendirilmelidir. Hakkında karar verilen kişinin yanlış bilgiyi düzeltebilmesi, kendisini etkileyen bir sonuca itiraz edebilmesi ve gerekli desteğe erişebilmesi, benim önerdiğim tasarımın başlangıç koşullarıdır.

Bunlar Kuçuradi’nin doğrudan AI için yazdığı kurallar değil; onun insan hakları anlayışından hareketle geliştirdiğim uygulama önerileri.

Bu bakış, teknolojiye karşı durmayı gerektirmiyor. Aksine, teknolojinin hangi insani amaçlar için geliştirilmeye değer olduğunu daha dikkatli belirlemeyi gerektiriyor. Kazanılan hızın, tasarruf edilen emeğin ve genişleyen erişimin insan yaşamında neye dönüştüğünü sormayı gerektiriyor.

Geleceğe taşıdığım soru

Kuçuradi’yi anarken benim için anlamlı olan, onun adını bir teknoloji tartışmasına eklemek değil; kendi işlerime yönelttiğim soruları onun düşüncesiyle yeniden gözden geçirmek.

Neyi başarı sayıyorum? Kimin durumunu görmüyorum? Bir insanı, sistemde yerine getirdiği işlevle mi değerlendiriyorum? Daha güçlü araçlar geliştirirken, onları kullanma amaçlarımızı yeterince sorguluyor muyum?

Onun düşüncesinden hareketle AI’ın geleceği için benim kurduğum cümle şu:

Yapay zekâyı yalnızca daha çok şey yapabilmek için değil, insanın olanaklarını koruyarak daha değerli şeyler yapabilmek için geliştirmeliyiz.

Bunun hazır bir reçetesi yok. Her somut durumda bilgi, dikkat ve sorumluluk gerektiren bir işi var.

İoanna Kuçuradi’yi saygıyla anıyorum. Onun mirasını, geleceği konuşurken insanın değerini sormayı sürdürerek yaşatmak istiyorum.

rcmental / Süper Zekâ Günlüğü

BİR SONRAKİ BAĞLANTI

Güzel bir fikir,
bir merhabayla başlar.

Süper Zekâ, iş dünyası ya da merak ettiğimiz bir şey üzerine konuşalım.

LinkedIn’de buluşalım